Tarih öncesi devirler, yerleşik hayata geçiş, ilk uygarlıklar ve yazının icadıyla başlayan büyük dönüşüm üzerine kapsamlı konu anlatımı
Tarih öncesi (prehistorya): Yazının icadından (MÖ 3200) önceki, yazılı belgenin bulunmadığı dönemdir. Bu dönem hakkındaki bilgilerimiz tamamen arkeolojik buluntulara (taş aletler, kemikler, mağara resimleri, çanak çömlek) dayanır.
Tarih öncesi devirler, insanların kullandıkları araç gereçlerin yapıldığı maddeye göre adlandırılmıştır. Bu nedenle Taş Devri ve Maden Devri şeklinde iki ana bölüme ayrılır.
Önemli: Tarih öncesi devirler dünyanın her yerinde aynı anda başlayıp aynı anda bitmemiştir. Coğrafi koşullar, göçler ve kültürel etkileşim nedeniyle bazı bölgeler bir devri hiç yaşamamış, bazıları ise çok geç geçmiştir. Bu durum, uygarlığın tek merkezli değil çok merkezli geliştiğini gösterir.
İnsanlık tarihinin en uzun dönemidir. İnsanlar avcı-toplayıcı olarak yaşamış, mağara ve ağaç kovuklarında barınmıştır. Taşı yontarak kesici alet yapmışlar, ateşi kontrol altına almışlardır. Üretim yoktur, tamamen tüketici bir yaşam vardır. Mağara resimleri (Fransa'da Lascaux, İspanya'da Altamira, Antalya'da Karain ve Beldibi mağaraları) bu döneme aittir.
Buzulların erimesiyle iklim ılımanlaşmış, insanlar mağaralardan çıkmaya başlamıştır. Mikrolit denilen küçük ve ince aletler yapılmış, ok ve yay kullanımı yaygınlaşmıştır. Köpek evcilleştirilmiştir. Türkiye'de Antalya Beldibi ve Ankara Macunçay bu döneme örnektir.
İnsanlık tarihinin en büyük dönüşümünün yaşandığı devirdir. Tarım başlamış, hayvanlar evcilleştirilmiş, yerleşik hayata geçilmiştir. İlk köyler kurulmuş, çanak çömlek (seramik) yapılmış, dokumacılık başlamıştır. Toplumsal iş bölümü ve özel mülkiyet doğmuştur.
İşlenen ilk maden bakırdır; çünkü doğada saf hâlde bulunur, kolay dövülür ve düşük sıcaklıkta erir. Bakırdan süs eşyası, silah ve tarım aleti yapılmıştır. Anadolu'da Çayönü ve Hacılar bu devrin önemli merkezleridir.
Bakır + Kalay alaşımından tunç elde edilmiştir. Tunç, bakırdan daha sert olduğu için silah ve alet yapımında devrim yaratmıştır. Bu dönemde ilk şehir devletleri (site) kurulmuş, sınıflı toplum yapısı belirginleşmiştir.
Demirin işlenmesi en son gerçekleşmiştir; çünkü demir yüksek sıcaklıkta erir ve işlenmesi zordur. Demir silahlar askerî üstünlük sağlamış, Hititler demiri işleyen ilk topluluklardan olmuştur. Bu devrin sonunda yazı icat edilmiş ve tarih çağları başlamıştır.
Neolitik Devrim (Tarım Devrimi): İnsanların doğada hazır bulduğunu tüketen bir canlı olmaktan çıkıp kendi besinini üreten bir varlık hâline gelmesidir. Bu değişim, insanlık tarihinin en köklü dönüşümüdür.
Son Buzul Çağı'nın sona ermesiyle iklim ılımanlaştı; bitki örtüsü zenginleşti ve tarıma elverişli alanlar ortaya çıktı.
İlk yerleşmeler akarsu boylarında kuruldu. Su; içme, tarım, ulaşım ve hayvancılık için vazgeçilmezdi.
Buğday ve arpa gibi tahılların ekilmesi, koyun-keçi-sığır gibi hayvanların evcilleştirilmesi düzenli besin sağladı.
Ürünün saklanması gerekliliği kalıcı yapıları, ambarları ve çanak çömleği doğurdu.
Önce köyler, artan nüfus ve üretimle birlikte şehirler kuruldu. Şehirler zamanla siyasi birer güç merkezine dönüştü.
Herkesin besin üretmesi gerekmediği için çömlekçilik, dokumacılık, madencilik ve rahiplik gibi meslekler ortaya çıktı.
Toprak ve ürün üzerinde mülkiyet duygusu gelişti; zengin-fakir ayrımı ve toplumsal sınıflar oluştu.
Artı ürün (ihtiyaç fazlası üretim) ortaya çıkınca değiş tokuş (takas) yoluyla ticaret başladı.
Birlikte yaşamanın getirdiği anlaşmazlıklar kuralları, kurallar da yöneticileri ve devlet düzenini doğurdu.
Bereket ve doğaya yönelik inançlar güçlendi; tapınaklar ve dinî törenler toplumsal yaşamın merkezine yerleşti.
Yaklaşık MÖ 9600 yıllarına tarihlenen, dünyanın bilinen en eski tapınak alanıdır. T biçimli dikili taşları ve kabartmalarıyla ünlüdür. Buluntular, inancın yerleşik hayattan önce ortaya çıkmış olabileceğini düşündürerek uygarlık tarihine dair yerleşik kabulleri değiştirmiştir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir.
Dünyanın bilinen ilk şehir yerleşmelerinden biridir. Evler bitişik nizamda yapılmış, giriş çatıdan sağlanmıştır. Duvar resimleri, ana tanrıça heykelcikleri ve ölülerin ev tabanına gömülmesi öne çıkan özellikleridir.
Anadolu'da tarıma ve hayvancılığa geçişin en erken izlerinin görüldüğü yerleşmedir. Bakırın ilk kez işlendiği merkezlerdendir.
Hacılar (Burdur) gelişmiş çanak çömlekçiliğiyle; Alacahöyük (Çorum) ise Tunç Devri'ne ait krallık mezarları ve güneş kursu buluntularıyla tanınır.
Hallan Çemi (Batman), avcı-toplayıcılıktan yerleşikliğe geçişin izlerini taşır. Nevali Çori (Şanlıurfa) ise Göbeklitepe ile benzer dikili taş geleneğini paylaşır.
Truva (Çanakkale) katmanlı yerleşim yapısıyla, Kültepe-Kaniş (Kayseri) ise Anadolu'nun ilk yazılı belgelerinin (Assur ticaret kolonileri tabletleri) bulunduğu yer olmasıyla önemlidir.
Anadolu neden bu kadar zengin? Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda olması, verimli toprakları, elverişli iklimi ve yer altı kaynakları Anadolu'yu tarih boyunca sürekli bir göç ve yerleşim merkezi hâline getirmiştir. Bu nedenle Anadolu'da çok sayıda kültür üst üste katmanlar oluşturmuştur (höyükler).
Yazının icadıyla birlikte insanlık tarih çağlarına girmiş, akarsu boylarında güçlü uygarlıklar doğmuştur.
Mezopotamya: "İki nehir arası" anlamına gelir; Fırat ve Dicle arasındaki verimli bölgedir. Sürekli göç ve istilalara açık olduğu için burada birçok kavim art arda hüküm sürmüştür.
Yazıyı icat eden (çivi yazısı, MÖ 3200) toplumdur. Site adı verilen şehir devletleri hâlinde yaşadılar (Ur, Uruk, Lagaş, Kiş). Ziggurat denilen çok katlı tapınaklar yaptılar. Bilinen ilk yazılı kanunları Urgakina hazırladı. Ay yılı esaslı takvimi, dört işlemi, daireyi 360 dereceye bölmeyi ve Gılgamış Destanı'nı insanlığa kazandırdılar.
Kral Sargon önderliğinde tarihin bilinen ilk düzenli ordusunu kurdular ve ilk imparatorluğu oluşturdular. Sümer kültürünü Ön Asya'ya yaydılar.
Kral Hammurabi, ceza hukukunda "kısasa kısas" ilkesine dayanan güçlü kanunlar yaptı ve gücünü dinden değil askerî otoriteden aldı; bu yönüyle ilk mutlak krallık anlayışını getirdi. Babil'in Asma Bahçeleri dünyanın yedi harikasından biri sayılır.
Ticaretle uğraşan, Anadolu'ya yazıyı getiren kavimdir (Kültepe-Kaniş ticaret kolonileri). Kurdukları güçlü ordu ve Ninova'daki ilk kütüphane ile tanınırlar.
Günümüz İran'ının güneybatısında yaşadılar. Madencilik ve çömlekçilikte ileri gittiler; Sus şehri önemli merkezleriydi.
Nil Nehri çevresinde kurulmuştur; "Mısır, Nil'in armağanıdır" (Herodot). Etrafının çöllerle çevrili olması dış etkileri azaltmış, bu nedenle Mısır kültürü özgün ve uzun ömürlü olmuştur.
Firavunlar hem kral hem tanrı sayılırdı (teokratik mutlak monarşi). Ahiret inancı güçlüydü; bu inanç mumyacılığı ve piramitleri doğurdu.
Mumyacılık sayesinde tıp ve anatomi, Nil'in taşmalarını ölçmek için geometri, tarım takvimi için astronomi gelişti. Güneş yılı esaslı ilk takvimi hazırladılar.
Hiyeroglif (resim yazısı) kullandılar ve papirüs bitkisinden kâğıt yaptılar. Kadeş Antlaşması'nın Mısır nüshası bu yazıyla kayda geçmiştir.
Başkentleri Hattuşaş'tır (Çorum). Kral, Pankuş Meclisi ile yetkilerini paylaşırdı; bu, ilk çağda meclis geleneğinin önemli bir örneğidir. Kraliçe Tavananna yönetimde söz sahibiydi. Anal adı verilen yıllıkları, tarih yazıcılığının ilk tarafsız örneklerindendir. Mısır ile yapılan Kadeş Antlaşması (MÖ 1280) tarihin bilinen ilk yazılı antlaşmasıdır.
Başkentleri Gordion'dur. Tarımla uğraştıkları için tarımı koruyan sert kanunlar yaptılar (öküz kesmenin ve saban kırmanın cezası ölümdü). Ana tanrıçaları Kibele'dir. Tapates adlı kilimleriyle ünlüdürler.
Başkentleri Sart'tır. Tarihte parayı (sikke) ilk kez kullanarak ticareti kolaylaştırdılar; böylece takas ekonomisinden para ekonomisine geçildi. Kral Yolu ile Efes'ten Mezopotamya'ya uzanan ticaret ağını canlandırdılar. Ordularını ücretli askerlerden kurdukları için Perslere yenildiler.
Başkentleri Tuşpa'dır (Van). Dağlık ve sert coğrafyada yaşadıkları için kaya mimarisi, kaleler, su kanalları ve sulama kanallarında ustalaştılar. Madencilikte ileriydiler ve ahiret inançları güçlüydü.
İzmir çevresinde şehir devletleri hâlinde yaşadılar (Efes, Milet, Foça). Deniz ticareti ve koloniciliğin yanı sıra özgür düşünce ortamı sayesinde bilimde çığır açtılar: Thales, Pisagor, Diyojen, Homeros ve tarihin babası sayılan Herodot bu kültürden çıkmıştır.
Geniş sınırlarını yönetmek için ülkeyi satraplık denen eyaletlere böldüler. Posta ve haber teşkilatı ile denetim sistemini ("kralın gözü kulağı" adlı müfettişler) kurdular. Dinleri Zerdüştlük'tür.
Lübnan kıyılarında yaşadılar; denizcilik ve kolonicilikte ustaydılar. En büyük katkıları, bugünkü Latin alfabesinin temeli olan 22 harfli alfabeyi geliştirmeleridir. Cam yapımı ve mor boya üretimiyle de tanınırlar.
Tarihte tek tanrılı inancı benimseyen ilk topluluktur (Musevilik). Ancak dinlerini millî bir din olarak gördükleri için yaymamışlardır.
Hindistan'da kast sistemi toplumu kapalı sınıflara ayırmış, bu durum millî birliğin oluşmasını engellemiştir. Çin'de ise kâğıt, matbaa, pusula, barut ve ipek gibi buluşlar geliştirilmiş; Türklere karşı Çin Seddi inşa edilmiştir.
Yazı, MÖ 3200 civarında Sümerler tarafından icat edilmiştir. İlk amacı edebî değil, ticari ve idari kayıt tutmaktı; tapınak ambarlarındaki ürünlerin hesabı yazıyla tutuluyordu.
Yazının icadı, tarih öncesi devirlerin sonu ve tarih çağlarının başlangıcı kabul edilir. Çünkü artık geçmiş, insanların kendi kayıtlarından okunabilir hâle gelmiştir.
Sözlü kültürde kuşaktan kuşağa aktarılırken değişen bilgi, yazıyla sabitlenip biriktirilebilir oldu. Bilimsel birikimin sürekliliği bu sayede mümkün oldu.
Sözlü gelenekler yerini yazılı kanunlara bıraktı. Böylece kurallar herkes için aynı ve denetlenebilir hâle geldi.
Vergi kayıtları, antlaşmalar ve emirler yazıyla saklanınca merkezî yönetim ve bürokrasi gelişti.
Sümerlere aittir. Kil tabletler üzerine kamış kalemle çivi biçimli işaretler basılarak yazılırdı.
Mısırlılara aittir. Resim ve sembollerden oluşur; papirüs ve tapınak duvarlarına yazılmıştır.
22 harften oluşan sesli yazı sistemidir. Yunan ve Latin alfabelerine kaynaklık etmiş, yazıyı halka yaymıştır.
Sümer kralı Urgakina'nın hazırladığı, tarihin bilinen ilk yazılı kanunlarıdır. Halkı yöneticilerin haksızlıklarına karşı korumayı, borç köleliğini sınırlamayı amaçlar. Bu yönüyle ilk sosyal reform örneği sayılır.
Babil kralı Hammurabi'nin, fidye yerine "kısasa kısas" ilkesini getiren sert kanunlarıdır. Ceza hukukunun yanında ticaret, aile ve tarım hukukunu da düzenlemesiyle kapsamlıdır.
Mezopotamya kanunlarına göre daha yumuşak ve tazminat esaslıdır. Suçlunun zararı ödemesi öne çıkar; kadın hakları görece güçlüdür.
İlk Çağ toplumları genellikle soylular (kral, rahip, komutan), hür halk (çiftçi, zanaatkâr, tüccar) ve köleler şeklinde katmanlıydı. Kölelerin hukuki hakları çok sınırlıydı.
Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktı. Artı ürün ticareti doğurdu; Lidyalıların parayı bulmasıyla ekonomi takastan para düzenine geçti.
Toplulukların çoğu çok tanrılıydı ve tanrılarını doğa güçleriyle özdeşleştiriyordu. İbraniler tek tanrılı inancıyla, Persler Zerdüştlük ile ayrışır. Din, yönetimi ve hukuku doğrudan etkilerdi.
Astronomi, matematik, tıp ve mimari; ihtiyaçtan doğdu. Takvim, geometri, mumyacılık ve anıtsal yapılar bu birikimin ürünüdür.
Neden ihtiyaçlar bilimi doğurdu? Mısır'da Nil'in taşması sonrası tarla sınırlarını yeniden ölçme zorunluluğu geometriyi; Mezopotamya'da ürün ve borç hesabı tutma ihtiyacı matematiği; tarımın zamanını belirleme gerekliliği astronomi ve takvimi geliştirmiştir. İlk Çağ biliminin temelinde soyut merak değil, somut yaşam ihtiyacı vardır.
Aşağıdaki soruları cevaplayarak konuyu pekiştirin.
Tarih öncesi devirlerin adlandırılmasında aşağıdakilerden hangisi ölçüt olarak alınmıştır?
Cevap: B) Kullanılan araç gerecin yapıldığı madde
Tarih öncesi devirlerin dünyanın her yerinde aynı anda yaşanmamış olması, aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
Cevap: C) Uygarlığın gelişiminde coğrafi koşulların ve etkileşimin belirleyici olduğunun
Aşağıdakilerden hangisi Cilalı Taş (Neolitik) Devri'nin bir özelliği değildir?
Cevap: D) Tunç alaşımının elde edilmesi (Tunç, Maden Devri'ne aittir.)
Bakırın işlenen ilk maden olmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: B) Doğada saf hâlde bulunması ve kolay işlenebilmesi
Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
Cevap: D) Frigler – Kadeş Antlaşması'nın imzalanması (Kadeş Antlaşması Hititler ile Mısırlılar arasında yapılmıştır.)
Hititlerde Pankuş Meclisi'nin varlığı aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
Cevap: A) Kralın yetkilerinin sınırlandırıldığının
Göbeklitepe'nin uygarlık tarihi açısından en önemli özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap: C) Bilinen en eski tapınak alanı olması ve inancın yerleşik hayattan önce gelmiş olabileceğini göstermesi
Yazının icadının aşağıdakilerden hangisine doğrudan katkı sağladığı söylenemez?
Cevap: D) Buzul Çağı'nın sona ermesine (Bu doğal bir iklim olayıdır, yazıyla ilgisi yoktur.)
Tarih öncesi devirleri ve ilk uygarlıkları gösteren bir zaman şeridi hazırlayınız.
Yönerge: Şeridi ölçekli çizmeye çalışın ve Kaba Taş Devri'nin diğerlerine göre ne kadar uzun sürdüğünü görsel olarak fark edin.
Hitit, Frig, Lidya, Urartu ve İyon uygarlıklarını aşağıdaki başlıklara göre karşılaştıran bir tablo oluşturunuz.
Yönerge: Tabloyu doldurduktan sonra "Coğrafi koşullar bu uygarlıkların uğraş alanlarını nasıl belirlemiştir?" sorusunu en az bir paragrafla yanıtlayın.
Urgakina, Hammurabi ve Hitit kanunlarını karşılaştırarak aşağıdaki soruları sınıfta tartışınız.
Yönerge: Sınıfı iki gruba ayırın; bir grup Hammurabi'nin, diğer grup Hitit kanunlarının savunuculuğunu yapsın.