Edebî dil, şiir incelemeleri, söz sanatları ve türler üzerine kapsamlı konu anlatımı
Günlük Dil: İnsanların gündelik hayatta konuşma, yazışma ve iletişim kurma amacıyla kullandığı, kurallara çok fazla bağlı olmayan, doğal ve samimi dildir. Kısa cümleler, deyimler, atasözleri, argo ve şive farklılıkları günlük dilin özelliklerindendir.
Edebî Dil: Sanatçıların duygu, düşünce ve hayallerini estetik kaygılarla ifade etmek için kullandığı, sözcüklere yeni anlamlar yüklenen, çağrışım gücü yüksek, çok anlamlı ve yoğun bir dildir. Şiir, roman, hikâye, deneme gibi edebî türlerde kullanılır.
Günlük dil: “İncecikten bir kar yağar”
Edebî dil: “Tozar Elif Elif diye” (Elif, sevgilinin adıdır; aynı zamanda harf olarak incelik ve zarafeti çağrıştırır.)
Etkili Konuşma: Duygu ve düşünceleri karşıdaki kişiye doğru, açık, akıcı ve ikna edici bir şekilde aktarmaktır.
Tatlı Dil: Kibar, nazik, hoşgörülü, yapıcı ve güzel bir üslupla konuşmaktır. Yunus Emre’nin dizeleri bunu özetler:
Tatlı dil; insanları etkiler, gönülleri kazanır, anlaşmazlıkları giderir.
Şair Hakkında: Beş Hececiler grubundandır. Anadolu'yu, millî ve manevi değerleri eserlerinde işlemiştir. Han Duvarları, Onuncu Yıl Marşı önemli eserlerindendir.
Şiirin Teması: Sanat anlayışındaki farklılıklar. Şiirde “sen” (Batılı, seçkin, elit sanat anlayışı) ve “biz” (Anadolu’ya, halka, yerli ve millî olana yönelen sanat anlayışı) karşılaştırılır.
Şiirin Teması: Sakarya Nehri üzerinden Türk milletinin tarihî mücadelesi, bağımsızlık ruhu, vatan sevgisi ve kaderine boyun eğmeyen direnişi.
İmge Örnekleri:
Edebî Sanatlar:
Ahmet Haşim, sembolist ve empresyonist şairdir. Şiirde akşam vakti, hüzün, solma, ölüm teması işlenir. “Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta” dizeleriyle görsel ve işitsel imgeler ön plandadır. “Kızıl havâlar”, “kanlı bülbüller” gibi imgelerle ölüm ve hüzün yoğun şekilde verilir.
Şair veya yazarın zihninde canlanan, sözcüklerle somutlaştırılan hayal. Duyulara hitap eden canlı tasvir.
Örnek: “Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin”
Soyut bir kavramı somut bir nesne veya işaretle temsil etme.
Örnek: “Kırmızı gül” aşkı sembolize eder.
Bir sözcüğün veya ifadenin zihinde başka duygu, düşünce ve hatıraları uyandırması.
Örnek: “Vatan” denince şehitlik, bayrak, özgürlük çağrışır.
Metinde doğrudan, net bir şekilde ifade edilen, yoruma kapalı olan mesaj.
Örnek: “Sakarya Nehri akar.”
Metinde doğrudan söylenmeyen, okuyucunun sezmesi, hissetmesi, yorumlaması gereken mesaj.
Örnek: “Bir yanda akan benim” dizesinde insan ömrünün akıp gitmesi örtük olarak verilir.
Not: Edebî metinlerde açık iletinin yanında örtük iletiler de bulunur; bu da metni zenginleştirir ve yorumlanabilir kılar.
Aralarında benzerlik bulunan iki varlıktan zayıf olanı güçlü olana benzetme.
Örnek: “Ah bu türküler / Ana sütü gibi candan” – türküler ana sütüne benzetilmiş, benzetme edatı “gibi” kullanılmış.
Benzetmenin daha yoğun hâli. Benzetme edatı kullanılmaz.
İnsan dışı varlıklara insan özelliği verme.
Örnek: “Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne” (Sakarya’ya insan eylemi yüklenmiş.)
Gözle algılanan, üç boyutlu veya iki boyutlu sanatlar.
Örnek: Resim, heykel, mimari, hat, tezhip, minyatür, kabartma.
Kulağa hitap eden sanatlar.
Örnek: Edebiyat, müzik.
Hareket ve söze dayalı, sahnelenen sanatlar.
Örnek: Tiyatro, bale, dans, opera, sinema.
Deneme: Yazarın kişisel görüşlerini, izlenimlerini, düşüncelerini kanıtlama zorunluluğu olmadan, içten ve samimi bir dille aktardığı düzyazı türüdür.
Rasim Özdenören, öykü ve denemeleriyle tanınır. Hastalar ve Işıklar, Gül Yetiştiren Adam, Çözülme önemli eserlerindendir.
“Picasso’nun Hatları” Denemesi: Sanatçı Picasso’nun çizgileri üzerinden sanatın doğası, yaratıcılık, hayal gücü ve gerçeklik ilişkisi tartışılır.
Mülakat: Alanında ünlü bir kişinin, gazeteci ya da araştırmacı tarafından, önceden hazırlanmış sorularla görüşülmesi ve bu görüşmenin yazılı veya görsel olarak yayımlanmasıdır.
Sanatçı, kendi yazarlık serüvenini, edebiyatın sürekliliği, kurgu ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi anlatır. “Suya atılan taşın oluşturduğu halkalar” ifadesiyle eserlerinde imgeleri bir metinden diğerine taşıdığını belirtir.
Öğretici Metinler (makale, haber, ansiklopedi) gerçeği olduğu gibi aktarırken; edebî metinler (şiir, roman, hikâye) gerçeği kurgular, dönüştürür ve okuyucuya yorumlama alanı bırakır.
Betimleme (Tasvir): Bir varlığın, mekânın, durumun sözcüklerle resmini çizme sanatıdır. Duyulara hitap eder.
Tablo altına şiir yazma geleneği: Recaizade Mahmut Ekrem, Cenap Şahabettin, Tevfik Fikret gibi sanatçılar, tablolardan ilham alarak şiirler yazmıştır.