AES Logo

2.1.1. Çözünme Süreci

Çözeltiler, iki ya da daha fazla maddenin birbiri içinde homojen olarak dağılmasıyla oluşan karışımlardır. Bir çözelti, çözücü ve çözünen olmak üzere iki ana bileşenden oluşur. Çözücü, çözeltide miktarı fazla olan ve çözeltinin fiziksel durumunu belirleyen bileşendir. Çözünen ise miktarı az olan ve çözücü içerisinde dağılan maddedir.

Çözücü + Çözünen → Çözelti

Sulu çözeltilerde çözücü sudur. Ancak tüm çözeltilerde çözücü su değildir; alkol, benzen, eter gibi maddeler de çözücü olarak kullanılabilir.

Çözünme Sürecinin Üç Basamağı

1. Basamak

Çözücü moleküllerinin birbirinden ayrılması

Çözücü molekülleri arasındaki çekim kuvvetlerini yenmek için enerji gerekir. Bu basamak endotermiktir (ısı alır).

Örnek: Su molekülleri arasındaki hidrojen bağlarının kırılması.

2. Basamak

Çözünen taneciklerinin birbirinden ayrılması

Çözünen maddenin tanecikleri arasındaki çekim kuvvetlerini yenmek için enerji gerekir. Bu basamak da endotermiktir.

Örnek: NaCl kristalindeki iyonik bağların kırılması.

3. Basamak

Çözücü ve çözünen taneciklerinin karışması

Çözücü ve çözünen tanecikleri arasında yeni etkileşimler oluşur. Bu basamak endotermik (ısı alan) veya ekzotermik (ısı veren) olabilir.

Toplam çözünme entalpisi, bu üç basamağın enerji değişimlerinin toplamına eşittir. Eğer oluşan yeni etkileşimler, kırılan bağlardan daha güçlü ise enerji açığa çıkar (ekzotermik); daha zayıf ise enerji alınır (endotermik).

Hidratasyon ve Solvasyon

2.1.2. Maddelerin Birbiri İçindeki Çözünebilirliği

Bir maddenin başka bir madde içinde çözünüp çözünmemesi, tanecikler arası etkileşimlere bağlıdır. Çözünme olayının gerçekleşebilmesi için üç tür etkileşimin karşılaştırılması gerekir:

  • Çözücü-çözücü etkileşimleri
  • Çözünen-çözünen etkileşimleri
  • Çözücü-çözünen etkileşimleri

Benzer Benzeri Çözer Kuralı

Polar maddeler polar çözücülerde, apolar maddeler ise apolar çözücülerde iyi çözünür. Bu kural, moleküller arası etkileşim türlerinin benzerliğine dayanır.

Polar + Polar

Her ikisinde de benzer türde moleküller arası etkileşimler (dipol-dipol, hidrojen bağı, iyon-dipol) bulunur. Çözünme gerçekleşir.

Örnekler:

  • NaCl (iyonik) + H₂O (polar) → İyon-dipol ile çözünür.
  • Etil alkol (polar) + H₂O (polar) → Hidrojen bağı ile çözünür.
  • Şeker (polar) + H₂O (polar) → Hidrojen bağı ile çözünür.

Apolar + Apolar

Her ikisinde de London kuvvetleri (indüklenmiş dipol-indüklenmiş dipol) bulunur. Çözünme gerçekleşir.

Örnekler:

  • İyot (apolar) + Benzen (apolar) → London kuvvetleri ile çözünür.
  • Yağ (apolar) + Hekzan (apolar) → London kuvvetleri ile çözünür.

Polar + Apolar

Etkileşim türleri farklıdır, çözünme genellikle gerçekleşmez.

Örnekler:

  • NaCl (iyonik) + Benzen (apolar) → Çözünmez.
  • Şeker (polar) + Benzen (apolar) → Çözünmez.

Moleküller Arası Etkileşim Türleri

2.1.3. Çözünme Olayının Sınıflandırılması

Çözünme, çözünen maddenin çözücü içerisindeki davranışına göre dört ana gruba ayrılır:

A. İyonik Çözünme

Bir maddenin çözücü içerisinde iyonlarına ayrışarak çözünmesidir. İyonik bileşiklerin (tuzlar, asitler, bazlar) suda çözünmesi bu olaya örnektir.

Örnekler:

  • NaCl(k) → Na⁺(suda) + Cl⁻(suda)
  • KNO₃(k) → K⁺(suda) + NO₃⁻(suda)
  • NaOH(k) → Na⁺(suda) + OH⁻(suda)

B. Moleküler Çözünme

Bir maddenin çözücü içerisinde moleküler halde dağılarak homojen karışım oluşturmasıdır. Kovalent bağlı bileşiklerin çoğu bu şekilde çözünür.

Örnekler:

  • C₁₂H₂₂O₁₁(k) → C₁₂H₂₂O₁₁(suda) (şeker)
  • CH₃OH(s) → CH₃OH(suda) (metanol)
  • C₂H₅OH(s) → C₂H₅OH(suda) (etil alkol)

C. Fiziksel Çözünme

Bir maddenin çözücü içerisinde herhangi bir kimyasal işlem olmadan, kimyasal özelliklerini koruyarak çözünmesidir. İyonik ve moleküler çözünmelerin çoğu fiziksel çözünmedir.

Örnekler:

  • C₂H₅OH(s) → C₂H₅OH(suda)
  • NaCl(k) → Na⁺(suda) + Cl⁻(suda) (fiziksel değişim)

D. Kimyasal Çözünme

Bir maddenin çözücü içerisinde kimyasal etkileşime girerek yeni kimyasal türlere dönüşmesidir. Çözünen maddenin kimyasal yapısı değişir.

Örnekler:

  • CO₂(g) + H₂O(s) ⇌ H₂CO₃(suda)
  • NH₃(g) + H₂O(s) ⇌ NH₄⁺(suda) + OH⁻(suda)
  • SO₂(g) + H₂O(s) → H₂SO₃(suda)

2.1.4. Derişim Birimleri (Molarite, ppm)

Bir çözeltideki çözünmüş madde miktarına derişim (konsantrasyon) denir. Derişim, farklı birimlerle ifade edilebilir. Kullanılacak birim, çözünen maddenin miktarına, fiziksel haline ve kullanım amacına bağlıdır.

A. Molarite (M)

Bir litre çözeltide çözünmüş olan maddenin mol sayısına molarite denir.

M = n / V

n: çözünen maddenin mol sayısı
V: çözeltinin hacmi (litre)
M: molarite (mol/L)

Molarite Hesaplamalarında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Örnek: 4 g NaOH ile hazırlanan 200 mL çözeltinin molaritesi kaçtır? (NaOH: 40 g/mol)

n = 4/40 = 0,1 mol
V = 200 mL = 0,2 L
M = 0,1/0,2 = 0,5 mol/L

Seyreltme İşlemi

Stok çözeltiden (derişik çözelti) daha düşük derişimli çözelti hazırlanmasına seyreltme denir. Seyreltmede çözünen madde miktarı değişmez, sadece çözücü miktarı artar.

M₁ × V₁ = M₂ × V₂

M₁: başlangıç molaritesi
V₁: başlangıç hacmi
M₂: son molarite
V₂: son hacim

Örnek: 250 mL 4 M NaOH çözeltisine 150 mL su eklenirse son molarite nedir?

M₁ × V₁ = M₂ × V₂
4 × 250 = M₂ × (250 + 150)
1000 = M₂ × 400
M₂ = 2,5 M

B. Milyonda Bir Derişim (ppm)

Bir litre çözeltide (veya 1 kg çözeltide) çözünen maddenin miligram (mg) cinsinden kütlesidir. Çok seyreltik çözeltiler için kullanılır.

ppm = (mg çözünen) / (L çözelti) veya ppm = (mg çözünen) / (kg çözelti)

2.1.5. Çözünürlük

Belirli bir sıcaklık ve basınçta, belirli miktardaki bir çözücüde çözünebilen maksimum madde miktarına çözünürlük denir. Çözünürlük, maddeler için ayırt edici bir özelliktir. Genellikle "g/100 g su" veya "g/100 mL su" birimiyle ifade edilir.

Örnek: 20°C'de NaCl'nin çözünürlüğü 35,7 g/100 g su'dur. Bu ifade, 20°C'de 100 g suda en fazla 35,7 g NaCl çözünebileceği anlamına gelir. Bu miktardan fazla NaCl eklenirse çözünmez ve kabın dibinde kalır.

Doymuş, Doymamış ve Aşırı Doymuş Çözeltiler

Doymuş Çözelti

Belirli bir sıcaklık ve basınçta, çözebileceği maksimum miktarda maddeyi çözmüş olan çözeltidir. Doymuş çözeltiye aynı sıcaklıkta aynı maddeden eklenirse çözünme olmaz. Katısı ile dengede olan çözelti doymuş çözeltidir.

Birbiriyle her oranda karışabilen sıvılar (örneğin etil alkol ve su) ile doymuş çözelti hazırlanamaz.

Doymamış Çözelti

Belirli bir sıcaklık ve basınçta, çözebileceği maksimum miktardan daha az madde içeren çözeltidir. Doymamış çözeltiye daha fazla çözünen eklenirse, doygunluğa ulaşana kadar çözünmeye devam eder.

Aşırı Doymuş Çözelti

Belirli bir sıcaklık ve basınçta, çözebileceğinden daha fazla maddeyi çözmüş olan kararsız çözeltidir. Aşırı doymuş çözelti kararsızdır; sallama, titreşim veya çözünen eklenmesi gibi bir dış etki ile fazla madde aniden çökerek doymuş hale geçer.

Seyreltik ve Derişik Kavramı: Seyreltik-derişik, çözeltideki çözünen miktarının az veya çok oluşunu ifade eden göreceli terimlerdir. Doymuş-doymamış ise çözeltinin çözebileceği maksimum miktara göre durumunu belirten mutlak terimlerdir. Bir çözelti seyreltik olabilir ama doymuş olabilir.

2.1.6. Çözünürlüğe Etki Eden Faktörler (Sıcaklık, Basınç ve Madde Cinsi)

A. Sıcaklığın Çözünürlüğe Etkisi

Katılar

Katıların çözünürlüğü genellikle sıcaklık arttıkça artar. Çünkü sıcaklık artışı, çözücü ve çözünen taneciklerinin kinetik enerjisini artırır, tanecikler arası etkileşimler zayıflar ve çözünme hızlanır.

İstisnalar:

  • NaCl'ün çözünürlüğü sıcaklıkla çok az değişir.
  • Ca(OH)₂, Ce₂(SO₄)₃ gibi bazı katıların çözünürlüğü sıcaklık arttıkça azalır. Bu maddelerin çözünmesi ekzotermik (ısı veren) olduğu için, sıcaklık artışı çözünürlüğü azaltır (Le Chatelier prensibi).

Gazlar

Gazların çözünürlüğü sıcaklık arttıkça azalır. Çünkü sıcaklık artışı gazların kinetik enerjisini artırır ve gaz molekülleri çözeltiyi terk eder. Bu nedenle sıcak suda gazlar daha az çözünür. Örneğin, sıcak suda balıkların yaşaması zordur çünkü çözünmüş oksijen miktarı azalır.

B. Basıncın Çözünürlüğe Etkisi

Katı ve Sıvılar

Basıncın katı ve sıvıların çözünürlüğüne etkisi ihmal edilecek kadar azdır.

Gazlar

Gazların çözünürlüğü basınç arttıkça artar (Henry Yasası). Basınç arttığında, gaz molekülleri çözücü yüzeyine daha fazla çarpar ve daha fazla molekül çözünür.

Örnekler:

  • Gazlı içecekler yüksek basınçta CO₂ ile doldurulur. Kapağı açıldığında basınç azalır ve CO₂ kabarcıklar halinde çıkar.
  • Dalgıçlar derine indikçe artan basınç nedeniyle kanlarında çözünen azot miktarı artar. Hızlı yükselirlerse azot kabarcıkları oluşur (vurgun).
  • Derin sularda yaşayan balıkların kanında daha fazla çözünmüş gaz bulunur.

C. Madde Cinsinin Çözünürlüğe Etkisi

Her maddenin çözünürlüğü kendine özgüdür. Çözünürlük, çözücü ve çözünenin molekül yapısına, polaritesine, moleküller arası etkileşim türlerine bağlıdır. Benzer benzeri çözer kuralı burada geçerlidir.

Ayrıca iyonik bileşiklerde iyon yükü ve iyon boyutu da çözünürlüğü etkiler:

  • İyon yükü arttıkça (örneğin 3+ > 2+ > 1+) iyonlar arası çekim artar, çözünürlük azalır.
  • İyon boyutu arttıkça (büyük iyonlar), iyonlar arası çekim azalır ve çözünürlük artar.

2.1.7. Çözeltilerin Sınıflandırılması

A. Çözünen Madde Miktarına Göre

B. Elektrik İletkenliğine Göre

Elektrolit Çözeltiler

Suda çözündüklerinde iyonlarına ayrışan maddelerin oluşturduğu, elektrik akımını ileten çözeltilerdir. Asitler, bazlar ve tuzların sulu çözeltileri elektrolit çözeltidir.

Örnekler:

  • HCl(suda) → H⁺(suda) + Cl⁻(suda)
  • NaOH(suda) → Na⁺(suda) + OH⁻(suda)
  • NaCl(suda) → Na⁺(suda) + Cl⁻(suda)

Elektriksel iletkenlik, çözeltideki iyon sayısı ile doğru orantılıdır.

Elektrolit Olmayan Çözeltiler

Suda moleküler halde çözünen ve elektrik akımını iletmeyen çözeltilerdir. Şeker, alkol, glikoz, üre gibi maddelerin sulu çözeltileri elektrolit değildir.

Örnekler:

  • C₁₂H₂₂O₁₁(suda) → C₁₂H₂₂O₁₁(suda) (şeker, iyonlaşmaz)
  • C₂H₅OH(suda) → C₂H₅OH(suda) (etil alkol, iyonlaşmaz)

Not: Saf su, çok az iyon içerdiği için çok zayıf bir iletkendir. Ancak iyonik bileşikler eklendiğinde iletkenlik artar.

2.1.8. Koligatif Özellikler (Kaynama Noktası Yükselmesi, Donma Noktası Düşmesi)

Koligatif özellikler, bir çözeltinin fiziksel özelliklerinin, çözünen maddenin türüne değil, çözeltideki tanecik sayısına bağlı olarak değişmesidir.

Bu özellikler şunlardır:

  • Donma noktası düşmesi
  • Kaynama noktası yükselmesi
  • Buhar basıncı düşmesi
  • Ozmotik basınç

Donma Noktası Düşmesi

Saf bir çözücüye uçucu olmayan bir katı eklendiğinde, çözeltinin donma noktası saf çözücüden daha düşük olur. Donma noktasındaki düşme, çözeltideki tanecik sayısı (molalite) ile doğru orantılıdır.

Donma Noktası Düşmesinin Günlük Hayattaki Uygulamaları

Kaynama Noktası Yükselmesi

Saf bir çözücüye uçucu olmayan bir katı eklendiğinde, çözeltinin kaynama noktası saf çözücüden daha yüksek olur. Kaynama noktasındaki yükselme, çözeltideki tanecik sayısı (molalite) ile doğru orantılıdır.

Kaynama Noktası Yükselmesinin Günlük Hayattaki Uygulamaları

Tanecik Sayısının Etkisi

Koligatif özellikler, çözeltideki toplam tanecik sayısına bağlıdır. Bu nedenle aynı mol sayısındaki farklı maddeler, farklı sayıda iyon oluşturuyorsa farklı koligatif etki gösterir.

Örnek: 0,1 mol NaCl suda çözündüğünde 0,2 mol iyon (Na⁺ ve Cl⁻) oluştururken, 0,1 mol glikoz 0,1 mol molekül olarak kalır. Bu nedenle NaCl çözeltisi, glikoz çözeltisine göre donma noktasını daha fazla düşürür ve kaynama noktasını daha fazla yükseltir.