Devletin kökeni, iktidarın kaynağı ve meşruiyeti, ideal düzen ve ütopyalar üzerine kapsamlı konu anlatımı
Siyaset, genel anlamıyla "devlet işlerinin yürütülmesi" olarak tanımlanır. Siyasetin Batı dillerindeki karşılığı "politika"dır. Politika, Antik Çağ'da "polis" adı verilen şehir devletlerinin yönetimi için kullanılan bir kavramdır.
Aristoteles Siyaseti, yurttaşları ilgilendiren meseleler ve devlet yönetimi olarak tanımlamıştır.
Siyaset felsefesi, hak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar üzerinde durur ve siyasetin doğası, toplum düzeni ve birey-devlet ilişkisi hakkında teoriler ortaya koyar.
Belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan, aralarında dil, kültür, tarih vb. birliktelik bulunan insanlardan oluşan siyasi örgütlenmedir.
Bir topluluk içinde karar alma ve bu kararları uygulama gücüdür. İktidar, siyasal otoritenin kullanılmasıdır.
İktidarın kaynağına uygun olmasıdır. Meşru iktidar, halkın rızasına dayanan ve hakları koruyan iktidardır.
Herkese hak ettiğinin verilmesi, eşit ve tarafsız davranılmasıdır.
Bireyin kendi iradesiyle hareket edebilmesi, kendi kararlarını alabilmesidir.
İnsanların aynı fırsatlara ve haklara sahip olma durumudur.
Bireyin sahip olduğu ve talep edebileceği yetki veya özgürlüktür.
Ortak değerleri paylaşan, belirli kurallar etrafında bir araya gelen insan topluluğudur.
Gerçekleşmesi mümkün olmayan hayali bir yer veya durumdur; ideal toplum düzenini betimler.
Devletin kökeni problemi, "Devlet nedir?" sorusuna cevap arar. İnsanların bir araya gelerek siyasi bir örgütlenme oluşturma nedenleri ve bu yapının doğal mı yoksa yapay mı olduğu tartışılır.
Devlet, insanın mutluluğu ve iyi yaşaması için zorunlu ve doğal bir kurumdur. İnsan, doğası gereği toplumsal bir varlıktır ve devlet olmadan yaşayamaz.
İnsan, doğası gereği toplumsal bir varlıktır (zoon politikon). Devlet, insanın doğal ihtiyaçlarından doğar. İnsan, tek başına yaşayamaz; ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarına ihtiyaç duyar. Devlet, insanın mutluluğu ve erdemli yaşamı için zorunludur.
Devlet, insan vücudundaki organların farklı işlevleri yerine getirmesi gibi çeşitli görevleri üstlenen yapılardan oluşan doğal bir kurumdur. Devletin en üstünde yönetici olarak hükümdar yer alır. İdeal bir devlet, bu yönetici, peygamber gibi erdemli bir kişidir.
Devlet, bir topluluğun diğer topluluklar üzerindeki egemenliği sonucu doğar. Gücü elinde bulunduran topluluk, devletin yönetimini ele geçirir. Topluluklar, gücünü "asabiyet"ten (toplumsal dayanışma ve birlik) alır. Devlet, zayıf olanları kuvvetli olanlara karşı korumak amacındadır.
Devlet, bireylerin karşılıklı anlaşmaları sonucu oluşturulan yapay bir kurumdur. İnsanlar, devletin ve yasaların olmadığı belirsiz ve güvensiz bir ortamdan kurtulmak için bir araya gelir. Bu birliktelik, toplumsal sözleşme aracılığıyla gerçekleşir.
İnsanlar, çıkarlarını korumak ve mutlu bir yaşam sürmek amacıyla birlikte yaşarlar. Yaşamlarını güvence altına almak ve sürdürebilmek için aralarındaki bir sözleşme ile devlet kurarlar.
İnsanlar, doğa hâlinde birbirlerine karşı acımasızdır ve güçlü olanlar, güçsüzleri ezerler. Güçsüzler, kendilerini bu tehlikelerden koruyabilmek için bazı haklarını devlete, "Leviathan" olarak adlandırılan güçlü bir yapıya devrederler. Leviathan, sınırsız gücünü kullanarak toplumsal düzeni ve insanlar arasında esenliği sağlar.
İnsanlar, doğa hâlinde özgür ve eşit bir şekilde yaşamalarına rağmen bazı haklarını (yaşam, özgürlük, mülkiyet) güvence altına almak için yasalar ve bu yasaları uygulayacak bir otoriteye ihtiyaç duyarlar. Toplumsal sözleşme ile devlet kurarlar.
İnsanlar doğuştan özgürdür ancak toplum bu özgürlüğü kısıtlayabilir. Devlet, genel iradenin oluşturduğu bir sözleşme ile varlık bulur ve devletin temel amacı bireylerin özgürlüğünü korumaktır.
İktidarın kaynağı ve meşruiyeti problemi kapsamında iktidarın nasıl elde edildiği, gücünü nereden aldığı ve bu gücün ahlaki veya hukuki açıdan ne kadar meşru olduğu sorgulanır.
Yönetme yetkisinin ilahi bir güç tarafından verildiğine inanılır. Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi olan yönetici, ilahi iradeyi uygulamakla yükümlüdür. Halk, liderin ilahi bir görev üstlendiğine inanır. Tanrı'nın iradesi, devlet otoritesinin meşruiyetini sağlar.
Devletin dinî kurallara uygun bir şekilde yönetilmesi, insanın mutluluğunu sağlar.
Devlet, dinin bekçisidir. Yönetici, yönetmek için ihtiyaç duyduğu her şeyi dinde bulabilir.
Yönetme yetkisinin insanlardan kaynaklandığına inanılır. İktidarın meşruiyeti, halkın rızasına, uzmanlığa veya güce dayanabilir.
Yönetme yetkisi; zenginlik, eğitim veya soy avantajına sahip seçkin bir gruba aittir. Yöneticilerin seçkin nitelikleri (soyluluk, deneyim vb.), iktidarın meşruiyetini sağlar.
Aristoteles Yönetim, herkese bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Bu nedenle bilgi sahibi olan (bilginler, filozoflar, uzmanlar vb.) seçkinler yönetici olmalıdır.
Bir kişinin egemen olduğu bir yönetim biçimidir. Hükümdar, devletin en yüksek otoritesidir ve iktidarın tek kaynağıdır.
Niccolo Machiavelli Devletin devamlılığı ve devletin gücünün korunabilmesi için "prens" adı verilen bir kişinin mutlak egemen olması gerekir. Prens, yasaları yapan ve uygulayan kişidir.
Toplumun her kesiminin yönetimde söz sahibi olması gerektiğine inanılır. Yönetme yetkisi, halk tarafından seçimler yoluyla belirlenen temsilcilere verilir. İktidarın meşruiyeti; halkın hak, özgürlük ve çıkarlarına uygun kararların alınmasıyla sağlanır.
J. Locke Devlet, insanların doğal haklarını korumak için halkın rızasıyla var olur.
J. Rousseau "Genel irade"yi temsil eden devlet, halkın onayını alarak meşruiyet kazanır.
Siyaset felsefesinde devletin kökeni, iktidarın kaynağı ve meşruiyeti tartışmasından sonra öne çıkan bir diğer problem, toplumun ve devletin nasıl daha adil ve ahlaki bir şekilde düzenlenebileceğidir.
Siyasi otoritenin bulunmadığı ve insanların özgürce, erdemli bir yaşam sürdüğü düzeni savunurlar. Devlet ve düzenin gerekliliğini reddederler.
İdeal bir düzenin varlığını kabul eder ve bu düzenin nasıl olması gerektiğini ütopyalarla ifade ederler.
İdeal düzenin insanın dinî, siyasi ve ekonomik özgürlüğü ile mümkün olduğunu savunur. Bireyin çıkarlarını devletin çıkarlarından üstün tutar ve devletin bireyin yaşamına olabildiğince az müdahalede bulunması gerektiğini belirtir.
İdeal düzenin insanlar arasında eşitliğin sağlanmasıyla oluşacağını savunur. Eşitliğin ancak üretim araçlarının ortak mülkiyeti ile sağlanabileceğini iddia eder.
Toplumsal adaletin sağlanmasıyla ideal düzene ulaşılacağını savunur. Eşitlik ve özgürlüğün dengelenmesi gerektiğini belirtir.
Özet: Siyaset felsefesi, devletin doğası, iktidarın kaynağı ve meşruiyeti ile ideal toplum düzeni üzerine yoğunlaşır. Devletin kökeni konusunda doğal ve yapay kurum yaklaşımları vardır. İktidarın meşruiyeti Tanrı veya insan temelli olarak açıklanır. İdeal düzen arayışında liberalizm, sosyalizm ve sosyal devlet anlayışları öne çıkar. Ütopyalar, ideal toplum düzenine dair hayali tasvirleri ifade eder.